top of page
  • Instagram
  • LinkedIn
  • 18e6d0542e3c111a8300e81600094c1f
  • TripAdvisor
  • 1849828
  • Facebook
  • Twitter

Zamanın Yavaşladığı Ada: Küba

11 Eki
9 dakikada okunur

Küba, gittiğim ülkeler arasında “burada zaman gerçekten başka akıyor” dedirten nadir yerlerden biri oldu. 1950’lerden kalma pembe, kırmızı, mavi Amerikan arabaları, binaların cephelerine işlenmiş devrim sembolleri, her köşeden taşan müzik, puro kokulu tütün kurutma barakaları ve rengârenk sömürge sokakları... Hepsi aynı adada, birbirinin içine geçmiş halde duruyor.

Bu yazıda Havana’dan başlayıp Matanzas’ın dev köprüsüne, Varadero’nun turkuaz denizine, Santa Clara’da Che’nin izlerine, Cienfuegos ve Trinidad’ın kaldırım taşlı sokaklarına, oradan da Viñales vadisinin tütün tarlalarına uzanan rotayı sizinle paylaşıyorum. Sonunda damak tadı ve gündelik hayat üzerine notlarım var. Kahvenizi (ya da burada olduğu gibi minicik ama çok sert bir cafecito) alın, uzun ama keyifli bir yazı olacak!



Konum: Plaza de la Revolución, Havana
Konum: Plaza de la Revolución, Havana

Önemli not: Bugünün Küba’sı

Bu yazıdaki fotoğraflar önceki Küba yolculuğumdan. Ada, 2026 itibarıyla ciddi bir enerji ve yakıt krizinden geçiyor: uzun süren elektrik kesintileri, yakıt kısıtlamaları, bazı havayollarının uçuşlarını aksatması ve kartla ödeme sorunları bildiriliyor; birçok ülkenin seyahat uyarıları da bu yönde. Gitmeyi düşünüyorsanız T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat uyarılarını, uçuş ve konaklama durumunu yola çıkmadan hemen önce kontrol edin. Yazıdaki pratik önerileri de bu belirsizliği göz önünde bulundurarak okuyun.


Havana: Devrim Meydanı


Havana’da ilk durağım, şehrin siyasi kalbi sayılan Plaza de la Revolución oldu. Devasa, gölgesiz ve neredeyse insansız bir meydan düşünün: çevresinde bakanlık binaları, ortasında ise Küba’nın bağımsızlık düşüncesinin simgesi José Martí’ye adanmış anıt yükseliyor.

José Martí Anıtı ve oturan Martí heykeli
José Martí Anıtı ve oturan Martí heykeli

Konum: José Martí Anıtı, Plaza de la Revolución, Havana


Yaklaşık 109 metrelik beyaz mermer kule, Havana’nın en yüksek yapısı olarak biliniyor; eteğinde ise kaidesinden uzanan Martí heykeli oturuyor. Kulenin tepesine (içindeki müzeden çıkılan bir gözlem terasına) çıkıldığında şehri kuşbakışı görmek mümkün.

Meydanın karşı tarafındaki İçişleri Bakanlığı’nın cephesinde ise Che Guevara’nın çelik hatlarla çizilmiş devasa portresi ve altında el yazısıyla “Hasta la victoria siempre” (Zafere kadar daima) yazısı var. Bu kareyi çekmek neredeyse herkesin zorunlu durağı; ben de elimle zafer işareti yaparak poz verdim.

Meydanın diğer köşesinde, Haberleşme Bakanlığı’nın cephesinde ise Camilo Cienfuegos’un silüeti ve “Vas bien, Fidel” yazısı yer alıyor. Fotoğrafı çektiğim sırada önünden üstü açık, pembe bir 50’ler Ford’u taksi olarak geçti; Küba’yı tek karede anlatan anlardan biriydi.


Tavsiye: Meydanda neredeyse hiç gölge yok. Sabah erken ya da akşamüstü gelin; şapka, güneş kremi ve su yanınızda olsun. Meydan geniş olduğu için taksiyle gelip taksiyle dönmek en pratik yol. Anıtın içindeki müze ve kule için giriş saatlerini önceden öğrenin.


Eski Havana ve Malecón: Zamanın Durduğu Sokaklar


Eski Havana (La Habana Vieja), UNESCO Dünya Mirası listesindeki tarihi çekirdek. Meydanlar, barok kiliseler, restore edilmiş ya da zamana teslim olmuş konaklar iç içe. Burada en iyi plan haritayı kapatıp yürümek.


Plaza de la Catedral’de barok Havana Katedrali
Plaza de la Catedral’de barok Havana Katedrali

Konum: Catedral de La Habana, Plaza de la Catedral, La Habana Vieja


18. yüzyılda yapılan katedral, Küba barokunun en güzel örneklerinden biri sayılıyor. İki çan kulesinin farklı genişlikte olması cepheye kendine has asimetrik bir karakter veriyor. Meydanı çevreleyen eski konakların altındaki kafelerde oturup gelip geçeni izlemek, öğleden sonra birden başlayan canlı müzikleri dinlemek şehrin ritmini yakalamanın en güzel yolu.


Havana’da Atatürk Büstü: “Yurtta sulh, cihanda sulh”
Havana’da Atatürk Büstü: “Yurtta sulh, cihanda sulh”

Konum: Atatürk Büstü, Havana


Havana’dan bir portre
Havana’dan bir portre

Konum: La Habana Vieja, Havana


Dünyanın öbür ucunda, İspanyolca yazılı bir plaketin üzerinde Atatürk’ün adını görmek insanı gerçekten duygulandırıyor. Büstün altındaki plakada doğum ve ölüm tarihleri, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu” ifadesi ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün İspanyolcası “Paz en el país, paz en el mundo” yazıyor. Büstün önünde taze çiçekler vardı; bir Türk olarak yanında durup fotoğraf çektirmek benim için yolculuğun küçük ama anlamlı duraklarından biri oldu.

Eski Havana’nın basamaklarında, kapı önlerinde puro tüttüren kadınlar da şehrin hâlâ yaşayan kartpostallarından. Fotoğraf çekmeden önce mutlaka izin isteyin; çoğu kişi küçük bir bahşiş bekliyor ve bu çok doğal.


Malecón boyunca süzülen pembe Ford
Malecón boyunca süzülen pembe Ford

Konum: Malecón, Havana


Malecón, şehri okyanustan ayıran yaklaşık sekiz kilometrelik deniz seti ve Havana’nın gerçek oturma odası. Akşamüstü balıkçılar, aşıklar, gitarlı gençler ve elinde dondurmasıyla gezenler aynı setin üzerinde buluşuyor. Dalgalar yükseldiğinde yola su taşması da cabası.


Tavsiye: Eski Havana’yı yürüyerek gezin; Plaza de Armas, Plaza Vieja ve Obispo Caddesi iyi bir başlangıç. Tur, puro ve restoran önerileriyle yaklaşan “jinetero”lara kibarca “no, gracias” demek yeterli. Klasik araba turuna çıkacaksanız fiyatı, süreyi ve hangi para biriminden ödeyeceğinizi binmeden önce netleştirin. Malecón’da gün batımını izlemeyi kaçırmayın.


1 Mayıs: Meydana Akan İnsan Seli


Yolculuğum Havana’da 1 Mayıs yürüyüşüne denk geldi. Küba’da İşçi Bayramı, sokakların bayraklar ve pankartlarla dolu bir nehre dönüştüğü günlerden biri. “Cuba vive y trabaja” (Küba yaşıyor ve çalışıyor) yazılı pankartlar, kırmızı-beyaz-mavi bayraklar ve beni şaşırtan şekilde kalabalığın arasında dalgalanan Türk bayrakları vardı.


Kalabalığın içinde Martí’nin sözünü taşıyan kırmızı pankart
Kalabalığın içinde Martí’nin sözünü taşıyan kırmızı pankart

Konum: 1 Mayıs yürüyüşü, Havana


Elimdeki kırmızı pankartta José Martí’ye ait bir söz yazıyordu: “Los hombres van en dos bandos: los que aman y fundan, y los que odian y deshacen” (İnsanlar iki safta yürür: sevenler ve kuranlar, nefret edenler ve yıkanlar). Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, böyle bir kalabalığın içinde yürümek, bir ülkenin kendine anlattığı hikâyeyi yakından görmek açısından unutulmaz bir deneyim.


Tavsiye: Büyük yürüyüş günlerinde bazı yollar kapanıyor ve gün erken başlıyor; programınızı buna göre yapın, bol su ve güneş koruması alın. Siyasi bir etkinlik olduğu için fotoğraf çekerken saygılı olmak ve tartışmaya girmemek iyi bir kural.


Küba’nın Ritmi: Müzik Olmadan Olmaz


Küba’yı Küba yapan şeylerden biri de müzik. Akşam bir terasta, öğle yemeğinde bir restoranda, hatta bir sokak köşesinde bir anda gitar, bongo, marakas ve flüt sesleri yükseliyor ve masadaki herkes ritme kapılıyor. Aşağıdaki iki video bu atmosferden küçük birer parça.





Tavsiye: Akşamları canlı müzik çalan bir mekânda oturun. Trinidad’daki Casa de la Música merdivenleri ve Havana’daki Casa de la Música şubeleri bu iş için ünlü. Müzisyenlere küçük bir bahşiş bırakmak âdettir. Girişte kapı ücreti ya da minimum harcama olup olmadığını önceden sorun.


Matanzas ve Varadero: Köprüden Turkuaz Denize


Havana’dan Varadero’ya giderken yol, Vía Blanca üzerinde Bacunayagua Köprüsü’nden geçiyor. Küba’nın en yüksek köprüsü olarak bilinen bu yapı, vadiyi yaklaşık 110 metre yükseklikten aşıyor. Köprünün yanındaki seyir terasından bakıldığında yemyeşil vadinin üzerinde süzülen mavi bir klasik araba, koca bir yolculuğun en güzel kadrajlarından birini oluşturuyor.

Konum: Bacunayagua Köprüsü, Vía Blanca, Matanzas
Konum: Bacunayagua Köprüsü, Vía Blanca, Matanzas

Yolun sonunda ise Varadero var: yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda beyaz kumlu bir sahil ve Karayipler’in bin bir tonlu turkuazı. Kumsalda dalgaların kıyıya ulaştığı yerde dikilen yeşil bayrak, denize girmenin güvenli olduğunu gösteriyor (sarı bayrak dikkat, kırmızı bayrak ise yasak anlamına geliyor).


Konum: Varadero, Matanzas
Konum: Varadero, Matanzas

Tavsiye: Varadero tam bir “her şey dahil” tatil bölgesi; Havana’dan günübirlik de gidilebilir ama ulaşım ve yakıt durumunu önceden araştırın. Kumsalda gölge az, güneş kremi ve su şart. Plajda eşyalarınızı gözünüzün önünde tutun.


Santa Clara: Che’nin Şehri


Havana’nın yaklaşık 270 kilometre doğusundaki Santa Clara, Che Guevara’yla özdeşleşmiş bir şehir. Burada Che neredeyse her köşede: billboardlarda, duvar resimlerinde, dükkân tabelalarının üstünde.

Konum: Santa Clara
Konum: Santa Clara

Şehrin en önemli durağı, Che Guevara Anıt ve Mozolesi. Bronz heykel yüksek bir kaidenin üzerinde “Hasta la victoria siempre” yazısıyla yükseliyor; yanındaki geniş kabartma duvar ise devrim mücadelesinin sahnelerini anlatıyor. Duvardaki yazı, Che’ye Sierra Maestra’dan Las Villas eyaletine bir isyancı kol götürme görevinin verildiğini aktarıyor. Mozolenin altında ise Che’nin ve arkadaşlarının, 1997’de Bolivya’dan getirilen kalıntıları bulunuyor.


Konum: Memorial Comandante Ernesto Che Guevara, Santa Clara
Konum: Memorial Comandante Ernesto Che Guevara, Santa Clara

Şehrin bir başka önemli durağı ise Tren Blindado Anıtı. Aralık 1958’de Che komutasındaki gerillaların, hükümet askerlerini taşıyan zırhlı treni raydan çıkarması devrimin dönüm noktalarından biri sayılıyor. Parkta raydan çıkan vagonlar hâlâ duruyor; yanındaki kırık beton kirişlerden oluşan heykel de bu çarpışmayı sembolize ediyor.


Konum: Monumento a la Toma del Tren Blindado, Santa Clara
Konum: Monumento a la Toma del Tren Blindado, Santa Clara

Tavsiye: Mozole ve müzede genellikle fotoğraf çekmek yasak; telefon ve kameralar girişte emanete bırakılıyor. Açılış saatlerini ve kuralları gitmeden önce kontrol edin. Mozole şehir merkezinin biraz dışında; taksiyle çıkmak en rahatı.


Cienfuegos: Güneyin İncisi


Cienfuegos, Küba’da pek rastlanmayan bir şey: 1819’da Fransız göçmenlerce kurulmuş, düzgün ızgara planlı, geniş caddeli ve zarif bir şehir. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor ve “Güneyin İncisi” lakabını boşuna taşımıyor.


Parque José Martí’de Martí heykeli ve Cumhuriyet’e adanmış zafer takı
Parque José Martí’de Martí heykeli ve Cumhuriyet’e adanmış zafer takı

Konum: Parque José Martí, Cienfuegos


Şehrin kalbi olan Parque José Martí, uzun palmiyeleri, yeşil bankları ve ortasındaki beyaz mermer Martí heykeliyle şehrin bir salonu gibi. Arkada zafer takını, ağaçların arasından ise mavi kubbeli bir kuleyi görmek mümkün. Burada bir banka oturup şehrin ritmini izlemek, kalabalık Havana’nın ardından gerçek bir nefes.


Tavsiye: Parktan sonra Punta Gorda yarımadasına doğru yürüyün; Mağribi mimarisiyle ünlü Palacio de Valle ve koy manzaralı teraslar gün batımı için çok uygun. Akşam saatlerinde ışıkların az olabileceğini unutmayın.


Trinidad: Kaldırım Taşlarının Şehri


Trinidad, bir müzenin içinde yaşamak gibi. 1988’den beri UNESCO Dünya Mirası listesinde olan bu şehir, 19. yüzyılın şeker barınlarının zenginliğinden kalan pastel renkli evleri, demir parmaklıklı pencereleri ve ayak bileği zorlayan kaldırım taşlı sokaklarıyla tanınıyor.

Konum: Trinidad
Konum: Trinidad

Sabah erken saatlerde, henüz turist grupları gelmeden sokakları yürümek en güzeli: kapı önlerinde sohbet eden komşular, çatılardan süzülen gün ışığı, uzaktan gelen bir radyo sesi.


Tavsiye: Kaldırım taşları nedeniyle sağlam tabanlı, rahat ayakkabı giyin. Akşam Casa de la Música merdivenlerinde müzik ve dans keyfi var. Taberna La Canchánchara’da bal, rom ve limondan yapılan, kil bardakta servis edilen “canchánchara” kokteylini denemeden dönmeyin. Yarım saat mesafedeki Playa Ancón da güzel bir deniz molası.


Viñales: Tütün Tarlaları ve Mogote’lar


Havana’nın batısındaki Viñales Vadisi, “mogote” denilen kireçtaşı tepelerin kırmızı topraklı tütün tarlalarının üzerinde yükseldiği, UNESCO kültürel peyzaj listesindeki eşsiz bir yer. Yolculuğun en sakin ve en doğal durağı burası.


Dev bir kayalığa boyanan Prehistorya Duvar Resmi
Dev bir kayalığa boyanan Prehistorya Duvar Resmi

Konum: Mural de la Prehistoria, Valle de Viñales, Pinar del Río


Mural de la Prehistoria, bir mogotenin yamacına boyanmış dev bir duvar resmi: ammonitler, dinozorlar, bir mağara insanı ailesi ve evrimin hikâyesi, yaklaşık 120 metre genişliğindeki kaya yüzünde anlatılıyor. 1960’larda başlayıp 1970’lerde tamamlandığı anlatılan bu çalışma, doğanın içinde duran garip ve renkli bir müze gibi.


Konum: Viñales Vadisi, Pinar del Río
Konum: Viñales Vadisi, Pinar del Río
Konum: Bir tütün çiftliği, Viñales, Pinar del Río
Konum: Bir tütün çiftliği, Viñales, Pinar del Río

Vadideki mağaralar ise yeraltında başka bir dünyanın kapısını aralıyor: dar geçitler, damlataşlar ve yarı karanlıkta aydınlatılmış yürüyüş yolları.

Bir tütün çiftliğinde ise puronun nasıl doğduğunu yakından izledim. Tavandan sarkan yüzlerce kurumuş yaprak, ortada yorgun ama usta elleriyle yaprağı saran bir çiftçi. Anlatıldığına göre çiftçiler hasadın belirli bir bölümünü kendi adlarına satabiliyor; tadımın ardından birkaç puro almak buradaki ailelere doğrudan destek oluyor.


Tavsiye: Viñales’i en az bir gece konaklayarak görün; gün doğumunda vadiyi izlemek paha biçilmez. Vadide birden çok mağara var; Cueva del Indio’da yeraltı nehrinde tekne turu yapılıyor. Puroyu çiftlikten ya da resmi mağazalardan (Casa del Habano) alın; sokaktan alınan “ucuz” puroların sahte olma ihtimali yüksek. Türkiye’ye dönerken gümrük muafiyet sınırlarını da kontrol edin.


Damak Tadı: Küba Mutfağından Notlar


Küba mutfağı İspanyol, Afrika ve yerli Taíno etkilerinin karışımı. Acı değil; sarımsak, kimyon, kekik ve narenciye hâkim. Porsiyonlar genelde bol, ancak ülkedeki tedarik sorunları nedeniyle menüdeki her yemeğin her gün bulunamayabileceğini unutmayın.


• Ropa vieja: Domates soslu, didiklenmiş dana eti. Küba’nın ulusal yemeklerinden biri.

• Moros y Cristianos: Pirinçle pişirilen kara fasulye; neredeyse her tabağın yanında gelir.

• Lechón asado: Narenciye ve sarımsakla marine edilip köz ateşinde pişen domuz. Bayram sofralarının yıldızı.

• Picadillo ve Vaca frita: Baharatlı kıymalı bir yemek ve soğanla kızartılmış parçalanmış dana. Doyurucu ve ev yapımı lezzetler.

• Yuca con mojo: Haşlanmış manyok kökü, üzerinde sıcak sarımsaklı narenciye sosuyla.

• Tostones ve Maduros: Yeşil muzun çıtır, olgun muzun tatlı kızartması.

• Pan con lechón: Ekmek arasında domuz eti; ucuz ve hızlı sokak lezzeti.

• Deniz ürünleri: Kıyıdaki özel restoranlarda taze balık ve ıstakoz bulmak mümkün.

• Tatlılar: Flan, arroz con leche ve Havana’nın efsane dondurmacısı Coppelia.


İçecek tarafında Mojito (La Bodeguita del Medio), Daiquirí (El Floridita) ve Cuba Libre vazgeçilmez. Güne ise küçük bardakta sert bir cafecito ile başlayın. Sıcakta taze sıkılmış şeker kamışı suyu (guarapo), Cristal ya da Bucanero birası da çok iyi gidiyor.


Tavsiye: “Paladar” denilen özel restoranlar genelde devlet restoranlarından daha lezzetli ve daha rahat. Menüde yazan yemeğin o gün olup olmadığını sormak çok işe yarıyor. Musluk suyu içmeyin; şişe su alın. Casa particular’da kahvaltı için ev sahibinize bir gün önceden haber vermeyi unutmayın, genelde meyve, yumurta, ekmek ve kahveyle çok bol geliyor.


Hayat: Küba Ritmi Üzerine Notlar


Seyahat ederken şehirlerin hayatına da dikkat etmeyi seviyorum. İşte Küba’da işime yarayan ve yarayacağını düşündüğüm birkaç ipucu:

• Konaklama: Casa particular’lar (özel evlerde odalar) hem ev sahipleriyle sohbet fırsatı veriyor hem de paranız doğrudan yerel aileye gidiyor. Rezervasyon öncesi elektrik, su ve jeneratör durumunu sorun.

• Para ve ödeme: Kartların çalışmadığı bildiriliyor; yanınıza yeterli miktarda nakit (Euro ya da dolar, küçük banknotlarla) alın. Resmî ve gayriresmî kur arasındaki fark büyük olabiliyor; güncel durumu gitmeden öğrenin.

• İnternet: Sınırlı ve yavaş. Çevrimdışı harita indirin; rezervasyon ve adres bilgilerinizi telefonunuza kaydedin, kâğıda da yazın.

• Elektrik ve su: Kesintiler çok sık. Powerbank, el feneri, sivrisinek kovucu, bir miktar atıştırmalık ve kişisel ilaçlarınızı yanınızda bulundurun. Fişler genelde ABD tipi (110 V) olduğu için bir adaptör alın.

• Ulaşım: Şehirler arası için Viazul otobüsleri, paylaşımlı taksiler (colectivo) ve özel şoförler var. Yakıt sıkıntısı nedeniyle planınızı esnek tutun; ücreti binmeden konuşun.

• Küçük hediyeler: Sabun, diş macunu, ilaç gibi temel ihtiyaç ürünleri ev sahiplerine gösterişsiz birer hediye olarak kabul görüyor.

• Güvenlik: Şiddet suçları görece az, ama yankesicilik ve dolandırıcılık var. Elektrik kesintilerinde sokaklar karanlık oluyor; geceleri ıssız sokaklardan uzak durun.

• Bahşiş: Hesabın yaklaşık yüzde 10’u; müzisyenler, rehberler ve şoförler için de küçük bahşiş beklenir.

• Giriş şartları: Bordo pasaportlu Türk vatandaşlarının e-vize/turist kartı ve D’Viajeros formu gibi giriş belgelerini önceden hazırlaması gerekiyor. Şartlar sık değiştiği için Küba Büyükelçiliği’nden teyit edin ve sağlık sigortası yaptırın.

• Zamanlama: Kasım–Nisan arası kurak ve en rahat dönem. Haziran–Kasım arası sıcak, nemli ve kasırga mevsimi.

• Dil: Temel İspanyolca (“Hola”, “Gracias”, “La cuenta, por favor”) çok işinize yarayacak.


Son Sözler

Küba, tek cümleyle anlatılamayacak kadar çok yüzü olan bir ada. Bir yanda Havana’da Devrim Meydanı’nın devasa sessizliği, diğer yanda Eski Havana’nın müzik dolu sokakları; bir yanda Che’nin Santa Clara’daki mozolesi, diğer yanda Viñales’te tütün barakasında puro saran bir çiftçinin yorgun elleri; bir yanda Malecón’da süzülen pembe bir Ford, diğer yanda Trinidad’ın kaldırım taşlarına vuran sabah ışığı...

Bugünün zorlu koşullarını düşününce bu ada için sihirli “ideal zaman” belki yok. Gitmeye karar verirseniz planınızı esnek tutun, sabırlı olun, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi yanınızda getirin ve yerel ailelerin işlettiği küçük pansiyonları, restoranları destekleyin. En güzel anılar genelde planın dışında kalanlar: bir sokak köşesinde duyduğunuz bongo sesi, bir ev sahibiyle uzayan kahve sohbeti, öğle sıcağında bir mağaranın serinliği.


Bir sonraki gezi yazımda görüşmek üzere! 🚗🎺🌴

 
 
 

Yorumlar


bottom of page