top of page
  • Instagram
  • LinkedIn
  • 18e6d0542e3c111a8300e81600094c1f
  • TripAdvisor
  • 1849828
  • Facebook
  • Twitter

Güney Amerika’nın Çatısında Bir Rüya: Bolivya

27 Eyl
7 dakikada okunur

Bolivya, gittiğim ülkeler arasında beni en çok “burası gerçek mi?” diye sorduran ülke oldu diyebilirim. Bulutların içinden geçen bir teleferikle başlayan, bin yıllık taş kapıların önünde devam eden ve sonunda dünyanın en büyük aynasında, gökyüzüyle yerin birbirine karıştığı bir tuz çölünde noktalanan bir yolculuktu bu. La Paz’ın çatısından Tiwanaku’nun gizemli taşlarına, Uyuni’nin sonsuz beyazlığından Sud Lípez’in yalnız volkanlarına uzanan bu rotayı sizinle paylaşmak istiyorum. Kahvenizi (ya da burada olduğu gibi bir bardak koka çayını) alın, uzun ama keyifli bir yazı olacak!

La Paz: Bulutların Arasındaki Başkent

Yolculuğa dünyanın en yüksek rakımlı idari başkenti La Paz’dan başladık. Şehir, bir çanağın içine kurulmuş gibi; kenarlardaki tepelerden merkeze indikçe binalar sıklaşıyor, renkleniyor. İlk günü şehre alışmakla geçirdim çünkü rakım burada şaka götürmüyor.


La Paz’ın genel panoraması ve arka planda Illimani
La Paz’ın genel panoraması ve arka planda Illimani

Şehri gerçekten anlamanın en güzel yolu Mi Teleférico’ya, yani kırmızı kabinli teleferik hattına binmek. Şehrin farklı mahallelerini birbirine bağlayan bu sistem hem toplu taşıma hem de başlı başına bir gezi aktivitesi.


Teleferik kabinlerinden La Paz’ın renkli çatıları
Teleferik kabinlerinden La Paz’ın renkli çatıları

Aşağıda kiremit rengi tuğla binalar, ara sıra karşınıza çıkan rengarenk boyalı mahalleler ve tam ortada güneş panelli teleferik kabinleri... Havadan bakınca şehrin ne kadar dağınık ve organik büyüdüğünü görüyorsunuz; El Alto’dan merkeze inen hatta binmek bile başlı başına bir deneyim.


Teleferikten geniş açı La Paz manzarası
Teleferikten geniş açı La Paz manzarası

Tavsiye: La Paz’a vardığınız ilk gün mutlaka dinlenin, ağır yürüyüşlerden kaçının ve bol su için. Rakım 3.600 metre civarında, oteldeki koka çayını (mate de coca) reddetmeyin, yükseklik sersemliğine gerçekten iyi geliyor. Teleferik hatlarından en azından bir-iki tanesine binmeden La Paz’dan ayrılmayın; en ucuz ve en manzaralı şehir turu bu.


Ay Vadisi’nde (Valle de la Luna) Jeolojik Bir Şaşkınlık


La Paz’ın hemen güneyinde, şehrin gürültüsünden birkaç kilometre uzaklaşınca kendinizi apayrı bir gezegende buluyorsunuz. Valle de la Luna, yani Ay Vadisi, milyonlarca yıllık erozyonun kilden ve kumtaşından yonttuğu sivri, labirent gibi bir arazi.


Valle de la Luna’da rüzgârın ve yağmurun yonttuğu sivri kaya kuleleri
Valle de la Luna’da rüzgârın ve yağmurun yonttuğu sivri kaya kuleleri

Sararmış toprak dikenler arasında ilerleyen kısa bir yürüyüş parkuru var, yaklaşık 45 dakika sürüyor. En dikkat çekici nokta ise vadinin ortasında yükselen, tepesinde ufak bir kaktüsün büyüdüğü o ince kaya sütunu; NASA’nın bir dönem burada test yaptığı söyleniyor, o kadar dünya dışı bir görüntüsü var.

Şehre dönüş yolunda, yol kenarında dikkatimi çeken renkli ve oldukça sıra dışı bir yapıyla karşılaştık — güneş ve ay motifleriyle boyanmış, kocaman ellerin sarıldığı yuvarlak bir bina.


Yol kenarında rastladığımız renkli, sanatsal bir yapı
Yol kenarında rastladığımız renkli, sanatsal bir yapı

Bolivya’da böyle beklenmedik sokak sanatı ve mimari detaylarla sürekli karşılaşıyorsunuz; yerel sanatçıların şehrin sıradan köşelerini bile birer açık hava galerisine çevirme çabası gerçekten takdire şayan.


Tavsiye: Valle de la Luna’ya girişte küçük bir ücret ödeniyor, öğleden sonra ışığı kayaların dokusunu daha belirgin gösteriyor. Güneş çok kuvvetli olduğu için şapka ve güneş kremini unutmayın.


Tiwanaku: Zamanın Ötesinde Bir Uygarlık


La Paz’dan yaklaşık iki saatlik bir yolla, Titicaca Gölü’ne yakın And platosunda, İnkalardan da eski bir uygarlığın izlerini taşıyan Tiwanaku örenyerine ulaştık. Bölge, UNESCO Dünya Mirası listesinde ve Güney Amerika’nın en önemli arkeolojik alanlarından biri.


Tiwanaku’daki ünlü Güneş Kapısı (Puerta del Sol)
Tiwanaku’daki ünlü Güneş Kapısı (Puerta del Sol)

Tek parça andezit taştan oyulmuş bu kapı, üzerindeki güneş tanrısı kabartması ve etrafını saran takvim benzeri figürlerle hâlâ tam olarak çözülememiş bir gizemi barındırıyor. Kapının önünde durup o kadar ince işçiliğe bakınca, binlerce yıl önce bu taşın nasıl bu kadar kusursuz kesildiğini merak etmeden edemiyorsunuz.


Kalasasaya Tapınağı’nın avlusu
Kalasasaya Tapınağı’nın avlusu

Geniş taş duvarlarla çevrili bu avlu, güneşin belirli günlerde tam ortadaki dikilitaşların hizasından doğduğu bir tür gözlemevi işlevi görmüş. Duvarları süsleyen o küçük, çıkıntılı taş yüzler de dikkatinizi çekecek; her biri farklı bir yüz ifadesiyle oyulmuş.

Örenyerinin girişinde, geleneksel kıyafetleriyle yerel bir aileyle karşılaştık; çocuklar oldukça neşeli ve fotoğraf çektirmeye bayılıyorlardı.


Tiwanaku girişinde geleneksel kıyafetli yerel bir aile
Tiwanaku girişinde geleneksel kıyafetli yerel bir aile

Kadınların giydiği o karakteristik bombe şapkalar ve katmanlı etekler (pollera), Aymara kültürünün günümüzde hâlâ ne kadar canlı yaşadığının en güzel kanıtı.


Tavsiye: Tiwanaku’yu La Paz’dan günübirlik bir tur ya da kendi aracınızla rahatlıkla gezebilirsiniz. Örenyeri oldukça geniş ve açık alanda olduğu için sabah erken saatleri tercih edin, hem sıcaktan kaçarsınız hem de ışık taşların dokusunu daha iyi gösterir. Küçük müzeyi de mutlaka gezin, en etkileyici heykeller orada sergileniyor.


Uyuni’ye Giden Yol: Tren Mezarlığı

Bolivya’nın güneyine, ünlü tuz gölüne gitmeden önce uğradığımız ilk sıra dışı durak Uyuni Tren Mezarlığı (Cementerio de Trenes) oldu. 19. yüzyıl sonunda madenlerden mineral taşımak için kurulan demiryolu ağının, ekonomik çöküşle birlikte terk edilmiş lokomotifleri burada, çöl ortasında paslanmaya bırakılmış.

Uyuni yakınlarındaki terk edilmiş lokomotifler
Uyuni yakınlarındaki terk edilmiş lokomotifler

Devasa metal iskeletlerin üzerine tırmanıp fotoğraf çekmek serbest, hatta neredeyse bir gelenek haline gelmiş. Arka planda uzanan kahverengi And tepeleri ve masmavi gökyüzü, bu terk edilmiş sanayi mirasına neredeyse sinematik bir hava katıyor.


Tavsiye: Tren mezarlığı, Uyuni tuz gölü turlarının neredeyse tamamının ilk durağı; genelde 20-30 dakika kadar zaman ayrılıyor. Zemin oldukça tozlu, açık renk kıyafet giymemeye özen gösterin.


Uyuni Tuz Gölü: Dünyanın En Büyük Aynası

Ve asıl beklenen an: Salar de Uyuni. Yaklaşık 10.000 km² büyüklüğüyle dünyanın en büyük tuz düzlüğü olan bu yer, özellikle yağmur mevsiminde ince bir su tabakasıyla kaplandığında gerçek bir “gökyüzü aynasına” dönüşüyor.


İnce su tabakasıyla kaplı tuz gölünde ilerleyen bir 4x4 araç
İnce su tabakasıyla kaplı tuz gölünde ilerleyen bir 4x4 araç

Ufkun nerede bittiğini, suyun nerede başladığını ayırt edemediğiniz bu manzara karşısında insan kendini gerçekten başka bir gezegende hissediyor. Uzakta beliren küçük ada silüetleri dışında hiçbir referans noktası yok.


Ayna etkisinde duran insanlar ve araç, yansımalarıyla birlikte
Ayna etkisinde duran insanlar ve araç, yansımalarıyla birlikte

Bu fotoğrafı çektiğimiz an, tüm grup sessizce durup suyun kusursuz aynasına bakakalmıştı. Işığın ve suyun hizasına bağlı olarak gökyüzü resmen ikiye katlanıyor.

Tuz gölünün kuru kesiminde ise fiziksel referans noktası olmaması, meşhur “forced perspective” (zorlanmış perspektif) fotoğraflarını mümkün kılıyor. Rehberlerimiz bu konuda gerçek birer uzman.


Kameradan uzaklık ve açı ayarlanarak, aslında minik olan cisimleri dev gösteren bu oyun, tuz gölünün en eğlenceli aktivitelerinden biri. Elinizde küçük bir oyuncak, bir şişe ya da burada olduğu gibi bir çift bot varsa, rehberiniz size onlarca komik poz önerecektir.

Tuz gölünün ortasında, Dakar Rallisi’ne adanmış tuzdan yontulmuş bir anıt da bekliyor sizi.


Dakar Bolivia anıtı, tuzdan yontulmuş
Dakar Bolivia anıtı, tuzdan yontulmuş

Bu heykel, rallinin Bolivya ayağına geçtiği yıllardan kalma; tamamen bölgenin kendi hammaddesi olan tuzdan yontulmuş olması da ayrı bir anlam katıyor.

Rotanın bir diğer klasik durağı, gölün ortasında adeta bir vahayı andıran Incahuasi Adası (Balık Adası). Kaktüslerle kaplı bu kayalık adanın tepesinde, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin bıraktığı bayraklarla dolu bir alan var.


Incahuasi Adası’ndaki uluslararası bayraklar alanı
Incahuasi Adası’ndaki uluslararası bayraklar alanı

Rüzgârda dalgalanan onlarca farklı ülke bayrağının arasında yürümek, dünyanın dört bir yanından gelen insanların aynı beyaz ufka hayran kaldığını hissettiriyor.


Tavsiyeler:

● Ayna etkisini görmek istiyorsanız Aralık-Nisan arası (yağmur mevsimi) gidin; kuru ve çatlaklı desenli tuz manzarasını görmek isterseniz Mayıs-Kasım arası daha uygun.

● Güneş burada acımasız; yüksek faktörlü krem, güneş gözlüğü ve şapka şart. Yansıma nedeniyle göz kamaşması ciddi bir sorun.

● Forced perspective fotoğrafları için rehberinize küçük objeler (oyuncak dinozor, şişe, minyatür figürler) getirin, tur şirketleri de genelde birkaç aksesuar bulunduruyor.

● Yağmur mevsiminde su seviyesine göre araçlar bazen ıslanabiliyor, ayakkabınızın yedeğini yanınıza alın.


Sud Lípez ve And Yaylası: Volkanlar, Bayraklar ve Sonsuz Ufuklar


Uyuni turlarının çoğu, tuz gölünün ardından güneye, Sud Lípez bölgesine, yani Bolivya-Şili sınırına yakın And yaylasına devam ediyor. Burada manzara tamamen değişiyor: beyaz tuzun yerini kahverengi çöl, rengarenk lagünler ve kar başlıklı volkanlar alıyor.


Karla kaplı bir volkan ve önünde bekleyen 4x4 araçlar
Karla kaplı bir volkan ve önünde bekleyen 4x4 araçlar

Yerdeki dizili lastikler ilginç bir detay: bu bölgede yol işaretlemesi genelde böyle yapılıyor, çünkü asfalt yok, sadece tekerlek izleriyle oluşmuş toprak patikalar var. Rakım burada 4.000 metrenin üzerine çıkıyor, bulutlar bile aşağıda kalmış gibi hissettiriyor.

Bölgedeki sınır noktalarından birinde, rüzgârda gururla dalgalanan Bolivya bayrağı ve onun altındaki Wiphala (Andlı yerli halkların geleneksel bayrağı) ile karşılaştık.


Bolivya bayrağı ve altında dalgalanan Wiphala
Bolivya bayrağı ve altında dalgalanan Wiphala

Bu iki bayrağın yan yana durması, Bolivya’nın hem modern ulus-devlet kimliğini hem de binlerce yıllık yerli mirasını aynı anda taşıdığının çok güzel bir sembolü.


Tavsiye: Sud Lípez turları genelde 2-3 gün sürüyor ve gecelemeler oldukça sade, bazen elektriksiz kulübelerde oluyor. Kalın kıyafet, uyku tulumu desteği ve el feneri yanınızda olsun; geceleri sıcaklık eksilere düşüyor. Güvenilir bir tur operatörü seçmek burada hayati önemde, çünkü yollar işaretsiz ve araçlar arızalanabiliyor.


Damak Tadı: Bolivya Mutfağından Notlar

Bolivya mutfağı, Peru kadar bilinmese de kendi başına bir keşif. Yüksek And platosunun getirdiği kısıtlı ama besleyici malzemeler, yüzyıllardır süregelen tarifleri şekillendirmiş.

● Salteña: Sokak lezzetlerinin kralı. Hamur işi bir börek gibi düşünün ama içi et, patates, bezelye ve tatlı-baharatlı bir sosla dolu; genelde kahvaltı ya da öğleden önce atıştırmalık olarak yeniliyor. İlk ısırıkta sosun akmaması için eğik tutmayı öğrenmeniz gerekiyor, bu konuda yerel halktan ders alın!

● Api Morado: Mor mısırdan yapılan, tarçın ve karanfille tatlandırılmış sıcak bir içecek. Soğuk sabahlarda, genelde yanında pastel (kızarmış hamur tatlısı) ile servis ediliyor.

● Chuño: And bölgesine özgü, donma-kurutma yöntemiyle işlenmiş patates. Binlerce yıllık bir saklama tekniğinin ürünü olan bu malzeme, çorbalarda ve güveçlerde sıkça karşınıza çıkacak.

● Llama (lama) eti: Özellikle Uyuni ve Altiplano bölgesinde menülerde sıkça görülüyor; kırmızı ete göre daha az yağlı ve hafif bir lezzeti var. Izgara ya da güveç şeklinde deneyebilirsiniz.

● Singani: Üzümden damıtılan bu yerel içki, Bolivya’nın milli alkollü içeceği sayılır; genelde limonatayla karıştırılıp “Chuflay” adında bir kokteyl olarak sunuluyor.

Tavsiye: Rakımı yüksek bölgelerde (La Paz, Uyuni, Sud Lípez) ağır ve yağlı yemeklerden ilk gün kaçının, mideniz de yükseklikle birlikte biraz hassaslaşıyor. Koka çayı ya da koka şekerlemesi (yasal ve turistik bölgelerde her yerde satılıyor) yükseklik sersemliğine iyi geliyor.

Son Sözler

Bolivya, Güney Amerika’nın belki de en “ham” ve en az kalabalık ülkelerinden biri; her köşesinde farklı bir jeolojik ya da kültürel sürprizle karşılaşıyorsunuz. La Paz’ın bulutlara karışan sokaklarından Tiwanaku’nun taş sessizliğine, Uyuni’nin sonsuz beyaz aynasından Sud Lípez’in yalnız volkanlarına kadar her durak kendi hikâyesini anlatıyor. Siz de bu rotayı planlıyorsanız birkaç genel tavsiyemle bitireyim:

● Zamanlama: Ayna etkisi için Aralık-Nisan, kuru ve net desenli tuz manzarası için Mayıs-Kasım arasını tercih edin. Sud Lípez rotası için Mayıs-Ağustos ayları biraz daha ılıman (yine de geceleri soğuk).

● Rakım: La Paz, Uyuni ve özellikle Sud Lípez’de rakım hastalığı ciddi bir gerçek; ilk günlerde ağır aktivitelerden kaçının, bol su için, koka çayı deneyin.

● Bütçe: Bolivya, kıtanın en uygun fiyatlı ülkelerinden biri; hem konaklama hem tur fiyatları oldukça makul, özellikle yerel operatörlerle çalışırsanız.

● Ulaşım: Uyuni ve Sud Lípez turlarını mutlaka lisanslı ve iyi yorum almış bir ajansla planlayın; bölge oldukça izole ve profesyonel olmayan operatörlerle yaşanan araç arızaları can sıkıcı olabiliyor.

Bu yolculuk bana bir kez daha gösterdi ki bazen en unutulmaz anılar, bir tuz gölünün aynasında ya da yol kenarında rastladığınız renkli bir duvarda saklı oluyor. Siz de Bolivya’ya giderseniz, planınıza biraz da boşluk bırakın — en güzel kareler genelde oradan çıkıyor!

Bir sonraki gezi yazımda görüşmek üzere! 🧂🌋

 
 
 

Yorumlar


bottom of page